Akçaabat Açıklarında Balık Avlamak

Her şey, arkadaşlarımın ne zamandır hayalini kurduğu balığa çıkma planlarını gerçekleştirebilmelerine çok yaklaştıklarını hissetmemle başladı. Öyle çok meraklısı olmasam da, uzun yıllar önce bir kereliğine tecrübe etme fırsatı bulmuş ve epey keyifli bir eylem olduğuna kanaat getirmiş idim. Planı duyunca hemen aklıma benim de büyük tanker gemilerinden biri ile bir şekilde İstanbul’a kadar yolculuk edip, gemi hayatıyla ilgili fotoğraflar çekme planım olduğu aklıma geldi:) Her ne kadar benim planımla pek ilgisi olmasa da, Ankara gibi denizi olmayan bir yerde doğup büyümüş olmam ve kendi planım öncesinde biraz daha deniz-tekne tecrübesi edinmenin iyi bir fikir olacağını düşündüm. Açılacığımız teknenin 14-15 metrelik balıkçı teknelerinden olduğunu söylediklerinde ise; “madem öyle ben de gider balıkçı teknesi yaşamı fotoğrafı çekerim” diyen iç sesime karşı gelemedim.

Cuma sabahı dört arkadaş, balıkçı abilerle buluştuk. Limanda, açılacağımız “balıkçı teknesinin” hangisi olduğunu ararken gözlerimiz, balıkçı Alparslan abi ile bir balıkçı kulübesine girdik. Kapıdan girer girmez açılacağımız “balıkçı teknesinin” 14-15 metrelik değil 5-6 metrelik, taka diye bilinen, küçük, motorlu bir kayık olduğunu görmek bizde (özellikle bende “!”) biraz hayal kırıklığı yaratmadı değil. :) Kayığı küçümsediğimden değil tabii ki, hayal kırıklığı kendimi diğerine hazırladığımdan; orada çekmeyi planladığım fotoğrafları çekemeyecek olmamdandı. Ama yine de güzel fotoğraflar çekebilme umudumu kaybetmiş değildim.

Liman

Ben kayığıyın devrilme olasılığını hesaplamaya çalışırken, çoktan limanın dışına çıkmıştık bile. Bir gece önceden bulabildiğim kaynaklardan meteoroloji raporlarını edindiğimden, fırtına konusunda rahattım. :) Yeteri kadar açıldığımıza kanaat getirince oltaları atmaya atmaya başladık. Kayığın sahibi Ali abinin ilk izlenimlerine göre beni grubun en amatörü seçmiş olması o ara gerçekleşti. Bunu duyan ben ilerleyen saatlerde hırs yapacak ve diğerlerinin boş çıkan oltalarına karşı, tek seferde 5-6 balıktan az olta çekmeyecektim :P

olta

Durum böyle olunca, biraz biraz işi kapıp, yüksek oranda şansın da yardımıyla, oltama balık vurdukça bu işi sevmeye başladım. Hatta o kadar sevdim ki bırakıp fotoğraf bile çekemedim doğru düzgün. Zaten kayığın küçük olması nedeniyle uzaklaşacak yeterli alan yoktu. Geniş açılı güzel de bir lensim olmadığından kıyısından köşesinden çekebildim bu balık tutma eylemini. 

taka

Yukarıda denizin şansımıza ne kadar dalgasız olduğunu görebilirsiniz ama. Sağda Görkem misinayla uğraşıyor, solda Emrah kamış ile istavritleri kandırıp oltaya getirmeye çalışıyor. Arada yunuslar da gördük ama ben onları çekemeden kayboldular.

Ali abi

Burada da kayığın sahibi Ali abi, arada oltayı elimizden alıp ders veriyordu bize.

İstavritlerimiz

… ve işte istavritlerimiz :) Aşağıda ise denizden Akçaabat..

Akçaabat